TarihKültür

Pompeii Şehri Ve Felaketle Gelen Sonu

Antik Roma’nın parlayan şehirlerinden biri olan Pompeii, tarihi boyunca hem büyüleyici mimarisi hem de trajik sonuyla tanınan bir yerdir. M.S. 79 yılında meydana gelen Vesuvius Yanardağı patlaması sonucu gömülen Pompeii, arkeologlar tarafından keşfedilene kadar unutulmuş bir şehir olmuştur. Bu blog yazısında, Pompeii’nin tarihini, yaşam tarzını, felaket gününü ve günümüzdeki durumunu keşfedeceğiz.

Pompeii’nin Kuruluşu ve Tarihi

Pompeii, M.Ö. 7. yüzyılda Samnites adlı bir Osko-Umbro kabile tarafından kurulmuştur. Gelişimi, antik Roma’nın genişlemesi ve etkisi altında hızlanmıştır. M.Ö. 80’lerde, Roma tarafından fethedilmiş ve Romalılar tarafından bir koloni haline getirilmiştir. Bu dönemde Pompeii, Roma’nın güney İtalya’daki önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Roma İmparatorluğu’nun kontrolü altında, Pompeii önemli bir liman şehri ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Tarım ürünleri ve zanaat ürünlerinin ticaretiyle büyümüş, zenginleşmiş ve genişlemiştir. Şehir, özellikle M.S. 1. yüzyılda, imparatorluk döneminin zirvesinde, etkileyici kamu binaları, villalar, tapınaklar ve tiyatrolarla donatılmıştır.

Pompeii'nin Yaşam Tarzı

Pompeii’nin Yaşam Tarzı

Pompeii, tipik bir Roma şehri planlamasıyla inşa edilmiştir. Sokaklar düzenli bir ızgara şeklindeydi ve şehir, ana caddeler boyunca sıralanmış dükkânlar, evler ve kamu binalarıyla doluydu. Evler, genellikle iç avlular etrafında düzenlenmişti ve zengin aileler için geniş ve lüks, daha düşük sınıflar için ise daha mütevazıydı.

Pompeii’deki konutlar ve villalar, Roma’nın zenginlik ve lüksünü yansıtıyordu. Zengin tüccarlar ve toprak sahipleri, büyük ve ihtişamlı villalarda yaşarken, daha düşük sınıflar daha küçük ve basit evlerde yaşamaktaydı. Villalar genellikle geniş bahçelerle çevriliydi ve içlerinde mozaiklerle süslenmiş avlular, termal banyolar ve çeşitli oda tipleri bulunuyordu.

Sanat ve Dekorasyon: Pompeii’deki evler ve kamu binaları, duvar resimleri, mozaikler ve heykellerle süslenmişti. Duvar resimleri genellikle mitolojik sahneleri, manzaraları ve günlük yaşamı tasvir ediyordu. Mozaikler ise zeminleri süsleyen renkli ve detaylı desenlerdi. Bu sanat eserleri, Pompeii’nin estetik zevkini ve yaşam tarzını yansıtıyordu.

Eğlence ve Kültür: Pompeii, çeşitli eğlence ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapardı. Büyük tiyatroları ve amfitiyatroları, tiyatro oyunları, müzik performansları ve gladyatör dövüşleri gibi etkinlikler için popüler mekanlardı. Ayrıca, termal banyolar da sosyal etkileşim için önemli bir rol oynardı ve insanlar burada yıkanırken sohbet ederlerdi.

Ticaret ve Ekonomi: Pompeii, önemli bir ticaret merkezi olarak konumlanmıştı ve çeşitli malların alım satımı yapılmaktaydı. Liman şehri olması, ticaretin gelişmesine ve zenginliğin artmasına katkıda bulunmuştur. Şehirde yapılan kazılarda, ticari ambarlar, dükkânlar ve ticaret evleri gibi işletmelere ait kalıntılar bulunmuştur.

Toplumsal Yaşam ve İnançlar: Pompeii, çeşitli toplumsal sınıflara ev sahipliği yapmaktaydı ve toplumsal yaşamda belirli bir hiyerarşi vardı. Aynı zamanda, çeşitli dini inançlara saygı gösterilirdi ve şehirde farklı tanrılara adanmış tapınaklar bulunmaktaydı. Dini festivaller ve törenler, toplumun önemli bir parçasıydı ve şehirde çeşitli dini ritüeller düzenlenirdi.

Vesuvius Yanardağı Patlaması İle Felaket Günü

Vesuvius Yanardağı Patlaması İle Felaket Günü

Patlama Öncesi Dönem: Vesuvius Yanardağı, patlamadan önce uzun bir süre boyunca sessizdi. Bölgedeki insanlar, yanardağın potansiyel tehlikesinden haberdardılar ancak patlamayı öngörmek mümkün değildi. Hatta o dönemde, yanardağın bir volkanik tepe olduğunun farkında bile değillerdi. Şehir halkı, yanardağın eteklerinde tarım yaparak veya ticaret yaparak yaşamlarını sürdürüyorlardı.

Patlama ve Kül Yağışı: 24 Ağustos M.S. 79 sabahı, Vesuvius ansızın patladı. Patlama, yüksek miktarda kül, gaz ve lav püskürtmesine neden oldu. Patlamanın şiddetiyle birlikte, yanardağın eteklerinden yükselen lav, kül ve gaz bulutu, gökyüzünü kapladı ve etrafa korkunç bir karanlık hakim oldu. Patlama sonucunda, şehir üzerine yoğun bir kül yağışı başladı.

Gömülme ve Ölümler: Kül yağışı ve lav akıntıları, Pompeii’yi hızla kapladı ve şehir halkı için kaçış imkanı yoktu. Birçok insan, patlamadan kaynaklanan doğrudan etki altında kalarak yaşamlarını kaybetti. Bununla birlikte, bazı insanlar yoğun kül altında hapsolmuş ve nefes alamayarak ölmüş olabilirler. Patlamanın ardından, şehir hızla unutuldu ve gömülü kaldı.

Kalıntıların Korunması:  Pompeii’nin kalıntıları, zamanla kül altında korunmuştur. Kül ve kireç taşı, yapıların ve insanların detaylı bir şekilde korunmasını sağlamıştır. Bu durum, modern arkeologların şehri kazarak antik Roma dönemi hakkında önemli bilgiler elde etmelerini sağlamıştır. Yapılan kazılar, Pompeii’nin yaşam tarzı, mimarisi ve günlük rutinleri hakkında detaylı bilgiler sunmuştur.

Pompeii'nin Arkeolojik Keşfi

Pompeii’nin Arkeolojik Keşfi

Keşif Süreci: Pompeii’nin unutulmuş ve gömülü olduğu gerçeği, Rönesans dönemine kadar bilinmiyordu. 16. yüzyılda başlayan kazılar, şehrin kalıntılarının yavaşça gün yüzüne çıkmasını sağladı. Ancak, Pompeii’nin büyük çapta keşfi 18. yüzyılın ortalarında gerçekleşti. 1748’de İspanyol İngiliz asker ve mühendis Roque Joaquín de Alcubierre, şehirde kazı yaparken rastgele kalıntılar keşfetti. Bunun ardından, bölgeyi daha sistemli bir şekilde kazmak için kazılar başlatıldı.

Kazılar ve Buluntular:Pompeii’nin kazıları, 18. yüzyıldan beri devam etmektedir ve hala sürmektedir. Bu kazılar, şehrin sokaklarını, evlerini, kamu binalarını ve diğer yapılarını ortaya çıkarmıştır. Kazılarda, freskler, mozaikler, heykeller, seramikler ve diğer arkeolojik buluntular da gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu buluntular, Pompeii’nin yaşam tarzı, sanatı ve kültürü hakkında önemli bilgiler sağlamıştır.

Kazıların Önemi: Pompeii’nin kazıları, antik Roma dönemi hakkında bilgilerin önemli bir kaynağıdır. Kazılar sayesinde, arkeologlar antik Roma’nın günlük yaşamını, sosyal yapılarını, inançlarını ve sanatını anlamışlardır. Pompeii’nin kalıntıları, antik dünyanın zenginliğini ve karmaşıklığını yansıtan birçok yönü aydınlatmıştır.

Koruma ve Turizm:Pompeii’nin kalıntıları, korunması ve gelecek nesillere aktarılması için çeşitli önlemler alınmıştır. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Pompeii, dünya çapında önemli bir turistik cazibe merkezi haline gelmiştir. Ziyaretçiler, antik Roma’nın benzersiz bir penceresini keşfetmek için şehri ziyaret etmektedirler. Ancak aynı zamanda, turizmin artmasıyla birlikte kalıntıların korunması da önemli bir konudur ve bu yönde çeşitli çalışmalar yürütülmektedir.

Pompeii, antik Roma’nın bir zaman makinesi gibidir. Şehir, hem zengin kültürel mirası hem de trajik sonuyla tarih kitaplarında önemli bir yer tutar. Bugün, Pompeii’nin kalıntıları, ziyaretçilere antik Roma’nın benzersiz bir penceresini sunar ve bir zamanlar burada yaşamış insanların günlük yaşamlarını keşfetme fırsatı verir.

Merhaba ben Alara. Namık Kemal Üniversitesi Biyosistem Mühendisliği öğrencisiyim. Burada sizlerle yazılarımı paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.

Bu yazıya bir tepki ver!

İlgili Yazılar

13 sayfadan 1.

Yanıtla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir